Yunan ve Roma’da başlayan mayonun tarihi, yüzlerce yıldır güçlenerek devam ediyor. Neredeyse 50 santimlik bir kumaş, moda dünyasına hükmediyor. Yüzlerce parçalık kreasyonlar sunan moda devleri, kadınları baştan çıkartıyor!
Fulya B. Öztürk
1902’de Portland Knitting firmasının arkadaşlarının tavsiyesi üzerine ürettikleri “deniz kıyafeti”nin ağırlığı 3.6 kiloyu buluyordu. Ortaya çıkan kıyafet, yüzmek için elverişli olmasa da vücut ısısını muhafaza ediyordu. 1920’lerde ise moda camiası vücut hatlarını daha önce hiç olmadığı kadar çok belli eden bir giysiyle sarsıldı. Kadınlar için üretilen ilk mayolar, erkeklerin deniz kıyafetine oldukça benziyordu. Bu durum dönemin çift cinsiyetli moda anlayışını yansıtan bir durum olarak görülebilir. Şort kısmı orta boylarda olan mayolar ince şeritlerle kaplıydı. 1929’da siyah-beyaz pamuklu mayoları beyaz kauçuk kemerler süslüyordu. 1930’larda ise, bugünkü mayoların temeli atıldı. 1930’ların mayoları daha kısa kesimli, vücut hatlarını tam olarak ortaya çıkarıyordu.1940’larda korse üreten firmaların mayo sektörüne girdiği yıllardı. Bu yıllarda mayo tasarımına büyük ihtiyaç vardı. Kadınların vücut kusurlarının gizlenebileceği mayoların üretilmesi amacıyla karın kısmını daha ince gösteren bir tasarım yapıldı. Straplez olarak da giyilebilen bu tasarımın göğüs kısmında kuplar bulunuyordu. Amaç kadın vücudunu daha hoş ve zarif gösterebilmekti. 1950’lerde hâlâ tek parça mayo giyen kadınlar, farklı çeşitlerdeki bonelerden birini seçerek şıklıklarını tamamlamaktaydılar.
Bikini ise bir tabuydu ve sadece film yıldızları ve dansçılar için tasarlanmış bir giyecek olarak görülmekteydi. Streç yapısıyla lasteks ve elastik naylon tercih edilen malzemelerdendi. Fermuar ise 1960’ların başlarına kadar mayoların arkasındaki yerini korudu. 1960’lı yılların ortalarına kadar genelde kumaş olarak naylon ya da likra veya bu ikisinin karışımı kullanıldıysa da zaman içinde mayo üreticileri bikiniyle rekabet etmek için kumaş yelpazelerini geliştirdiler.
Yıllar geçti… Mayo modellerinin çeşitliliği de rekabet de artarak devam etti. Alt tarafı 50 santimlik bir kumaştan ‘yaratılan’ mayo, modaya yön vermeye devam ediyor. Dünyada ve Türkiye’de plajları âdeta podyuma çeviren mayo markaları, kadınlara her yıl yüzlerce seçenek sunuyor.
Mayoda iç pazarın toplam büyüklüğünün 70 milyon dolar civarında olduğu hesaplanıyor. Yoğun rekabetin yaşandığı mayo pazarında ithal markalar, yerli markalar ve yerli atölye üretimi ürünler bulunuyor. İthal markalar, dünyanın önde gelen ünlü moda markalarının ürünleri. Marka olmuş önemli yerli üreticiler de pazarda söz sahibi.
Marka olmuş, kalitelerini kanıtlamış yerli mayo üreticileri, aynı zamanda dünyanın önde gelen büyük markalarına geniş çapta fason üretim de yapıyorlar. Türk mayo markaları, Avrupa podyumlarında da kendini gösteriyor. Avrupa’nın moda merkezlerinde mağazalaşma çalışmaları sürüyor.
Mayo, deniz giysilerine verilen genel isim… Ancak 1950′lerde ortaya çıkan bikini modeli giderek bir cins isim haline gelmiş ve tek parçalı kadın mayolarına “mayo”, iki parçalı kadın mayolarına “bikini” denmesi yerleşti. Mayo ve bikinin yanı sıra geçtiğimiz yıl yeni bir kavram daha yerini buldu: Mayokini…
Mayo modadan son derece etkilenen bir giysi. Büyük markaların koleksiyonları, birbirinden farklı 600-700 parçadan oluşuyor. Bu koleksiyonlar her yıl değişiyor. Mayo koleksiyonlarının bu kadar geniş bir yelpazeden oluşması sektörel bir zorunluluk ve nedeni kadınları karakteristik bir zaafına dayanıyor. Kadınlar aynı model giysiyi bir başka kadının üzerinde görme fikrinden genel olarak hoşlanmıyorlar. Mayo üreticileri de kadınların aynı mayoyu bir başka kadının üzerinde görmeleri olasılığını en aza indirebilmek için, yıllık koleksiyonlarını çok geniş tutuyorlar.
Zeki Başeskioğlu
Zeki Triko Yönetim Kurulu Başkanı
Mayo üretimine başladığı 1984 yılından beri sürekli çeşitlenen koleksiyonları ve 5 kıtaya yayılan ihracatı ile hayranlık uyandıran bir moda serüveninin hem öznesi hem nesnesi Zeki Triko… Süreç nasıl işledi sizin için? Biraz anlatır mısınız, bir dünya markası olma yolunda atılan o adımları?
Zeki Triko benim çocuğum gibi. Çünkü onu sıfırdan yaratıp, büyüttüm. Antalya’nın Akseki ilçesinde dünyaya geldim. Ailemin maddi olanakları hiç yerinde olmadığından küçük yaşta çalışmaya başladım. İstanbul’a gelmem ve Zeki Triko firmasını kurmam 1957 yılında oldu. 1960 yılında ise konfeksiyonla uğraşmaya başladım. Türkiye’nin konfeksiyonla ilk tanışması Zeki Triko markası ile gerçekleşti. Böylece Zeki Triko’nun da tarihinde ilklere imza atma serüveni başlamış oldu. 1969 yılında ilk ihracatı gerçekleştirdik. O yıllarda Türk tekstil ihracatının yüzde 98’i Zeki Triko’ya aitti. 1960’lı yıllarda ise Türkiye’de ilk kez defile düzenledik. 1984 yılında Zeki Triko markası olarak mayo üretimine başlamak bir dönüm noktası oldu. O zamanlar Türkiye’de mayo diye bir şey yoktu. Cesaret işiydi mayo üretmek ama göstermiş olduğumuz cesaretin karşılığını aldık. Sadece Türkiye’de değil dünyada da ismi mayo ve kalite ile özdeşleşen bir firma haline geldik. Kendi markamızla yurt dışına mal satarak Türkiye’nin ismini yurt dışında duyurma onurunu yakaladık. 5 kıta 634 noktaya ürün veriyoruz. 2003 yılında da iç giyim sektörüne girdik. Artık gerek iç giyimde gerek mayo sektöründe Zeki Triko bir dünya markası. Tüm bunları sıfırdan yaratmak tabii ki büyük çabalar sonunda gerçekleşti. Ama azmimizin karşılığını başarı ile yakaladık.
Özgünlük, süreklilik, reklam ve evrensellik
Kadın vücudunu en iyi tanıyan mayo-bikini markalarından biri olarak, sektörde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Bizim bu konuda temel üç kuralımız var; kalite, çeşitlilik, farklılık… Tüketiciye bu üç değeri bir ürünle sunmamız, rakiplerimizden bir adım önde olmamızı sağlıyor. Müşterilerimiz satın aldığı bir ürünü bir başkasında görmek istemiyor. Koleksiyonlarımız en az 800 parçadan oluşuyor ve her yıl bir öncekinden farklı, dünya trendlerini yakalayan koleksiyonları, değişmeyen kalitemizle bir arada sunuyoruz. Modellerimizi çoğaltıp adetlerimizi azaltıyoruz. Böylece müşterilerimize butik ürünler sunabiliyoruz. Bu diğer markalardan öne çıkmamızı sağlıyor.
Küresel rekabetle başa çıkmayı ve fark yaratmayı nasıl başarıyorsunuz? Sürekliliği nasıl güvence altına alıyorsunuz?
Özgünlük-süreklilik-reklam-evrensellik. İşin sırrı bu dört kelimede. Sıradanlıktan kurtulmak için öncelikle markanız özgün olmalı. Ürünleriniz farklı olmalı. Markanızı oturtmak için de zamana karşı dayanıklı olmalısınız, yani süreklilik göstermelisiniz. Bu ikisine ek olarak da sesini duyurabilmek, hedef kitlene ulaşabilmek için tanıtım, reklam yapmalısın. Bu üçü moda markası olmak için gerekli ama dünya markası olabilmek için evrenselliği yakalamak lazım yani ülke sınırlarını aşmak.
İleride top model olacak mankenleri önceden sezmek ve katalog çekimlerinde kullanmak gibi bir refleksi de var Zeki Triko’nun. Bu özellik, nasıl bir üstünlük sağlıyor pazarda? Şimdiye dek kimlerle çalıştınız?
Zeki Triko olarak yabancı top modellerle çalışıyoruz. Kullandığımız modeller evrensel bir dil oldu anlatmak istediklerimiz için. Ama koleksiyonlarımız iyi olmasaydı hiçbir işe yaramazdı. Modellerimizi yaptığımız casting’lerle seçiyoruz. Kimi zaman daha ünlü olmamış modelleri keşfettiğimiz oluyor. Cindy Crawford da bunlardan biri. Kızım İngiltere’de okurken Cindy’yi görmüş ve çok beğenmiş. Küçük bir resmini gönderdi bize, bayıldık. Hemen çalıştık kendisiyle. Sonra ünlü oldu. Bizim çekimlerimizle dergilerde yer aldı. Top model olduktan sonra da Türkiye’de defilemize çıktı. Bizde Cindy’nin yeri ayrıdır. Dünyanın en iyi mankenleri, top modelleri ile çalıştık. Cindy Crawford dışında Claudia Schiffer ile de ünlü olmadan önce çalıştık. Bu çekimler dünyanın en önemli moda dergilerine kapak oldu. Tyra Banks, Eva Herzigova, Kim Basinger, Elle Mcpherson, Linda Evangelista, Heidi Klum, Valeria Mazza, Karen Mulder, Daniella Pestova, Stephanie Seymour, Rebecca Romjin, Niki Taylor, Adriana Karembau, Laetitia Casta çalıştığımız top modellerden bazıları. Tabii şimdi de yeni nesil top modellerle çalışıyoruz; Karolina Kurkova, Adriana Lima, Allessandra Ambrossio, Doutzen Kroes ve 2010 modelimiz Candice Swanepoel gibi…
Yeni mağazalar yolda
Tasarım gücünüzü ikiye, üçe katlayan unsurlar neler? Böylelikle elde ettiğiniz avantajı, uluslararası arenada nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mutlaka pazarlar arasında farklılıklar bulunuyor. Ancak marka olmak demek zaten tüm dünya için kabul edilebilir tek bir koleksiyonla her ülkede satış yapabilmek demek. Hatta gerçek “marka”ların sadece ürününü görerek, etiketini dâhi görmeden kime ait olduğunu anlarsınız. Bununla birlikte her ülkenin, kıtanın kültüründen gelen özelliklerinden dolayı modayı algılama da farklılıklar var. Örneğin Akdeniz insanı daha sıcak renkleri ve vücut formunu ortaya çıkaran modelleri tercih ederken, bir İngiliz kendi ten rengine uygun renkleri tercih ediyor. Çin ve Uzak Doğu pazarı ise tamamen farklı. Ticari başarı sağlamak için bundan dolayı her koleksiyonda yaklaşık yüzde 20 oranında o pazara özel koleksiyon eklenir. Ayrıca insanlar yaşadıkları ülkeye göre farklı vücut yapılarına sahiptirler ve buna mutlaka uymanız gerekir.
Türkiye genelinde nerelerde tüketici ile buluşuyorsunuz? Ulaştığınız mağaza ve/veya satış noktası bakımından, nasıl bir tablo çıkıyor ortaya? Mağazalarınızın belli bir konsepti var mı?
2003 yılında iç giyim sektörüne de başlayarak dört mevsim kadınların şıklığını tamamlayan bir marka olduk. Yurt içinde Zeki olarak 22 adet mağazamız bulunuyor. Yeni açılan alışveriş merkezleri ile birlikte markamıza uyan ve halkımızın rahatlıkla ulaşabilecekleri noktalarda mağaza açılışlarımız devam edecek. Bunun yanı sıra birçok noktada bayilerimiz hizmet veriyor. Tabii ki internet sitemizden de müşterilerimiz alışveriş yapabiliyorlar. Mağazalarımız Türkiye’de ve hatta dünyadaki tek konsept mayo mağazaları. “Marine” konsepti üzerine kurulmuşlardır. Dekorasyonda kullanılan “marine” konsepti ile yaz mevsimini sınırsızlaştıran Zeki, mağazada dekor olarak kullanılan halat, krom boru ve yelken brandası gibi tekne içi malzemeler ile yine teknelerde görülen ve mağazanın duvar dokusu ile zeminine uygulanan epoksi boya ile birebir uyum içerisindedir.
Yeni nesil bilinçli tüketici
Peki, ya yurt dışı organizasyonunuz? Detaylarını sizden öğrenelim mi?
“5 kıtada satış noktamız olduğundan dünyanın her yerine ihracatımız var” dersek, kimseyi yanıltmış olmayız. Zeki Triko olarak kendi mağazamızı açmıyoruz, yurt dışından gelen talepleri değerlendiriyoruz ve bayilik veriyoruz.
Türk kadınını yaza hazırlamak, ürün beğendirmek ve o beğeniyi satın alma hareketine dönüştürmek zor mu? Yeniliklere açık mıyız mesela, cesur muyuz yaptığımız seçimlerde?
Mayo tıpkı konfeksiyon gibi iç dünyasını dışa vurduğu, kendini anlatma biçimidir. Türk kadınları nice Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha çok modayı takip ediyorlar. Kendi tarzlarını oluşturmada sorunlar zaman zaman oluşsa da, kendilerine yakıştırmayı ve şık giyinmeyi biliyorlar. Yeni nesil yeniliklere çok açık ve bilinçli tüketici.
Yaklaşık 800 farklı modelin yer aldığı 2010 yaz sezonu koleksiyonunuzdan da bahsedelim mi, nasıl bir rüzgâr esiyor plajlarda? Özellikle hangi parçalar revaçta?
Kolay kuruyan düz ve süet görüntülü sensitive’ler, cotton touch dokular, ipekler ve ipek cottonlar, şifonlar, krepler ve janjanlı kumaşlar koleksiyonumuzun ana hatlarını oluşturuyor. 1960’lı yılların büzgü, drape ve pilileri devam ediyor. Volanlar, fırfırlar, yarı değerli doğal taşlar, el işçilikli özel tasarımlar görülüyor. Swarovski hükümdarlığından vazgeçmediği gibi, renkli taşlarla, bu senenin özel rengi fuşya ve okyanus tonuyla daha da yoğun kullanılıyor. Son yıllarda straplez bikiniler daha çok talep görüyor. Küçük göğüsler için pushup’lı kalıplar, büyük göğüsler için teller ve kuplar, vücuda form veren mayolar, ipli üçgenler ve iddialı mayokini çeşitlerimiz bulunuyor. Ayrıca artık sadece güneşlenilip, denize girilen sıradan yaz günleri mazide kaldı. Artık plajlar podyumları aratmıyor. Eskiden mayo ve bikinilerin aksesuarı sayılan plaj kıyafetleri için artık ayrı koleksiyonlar hazırlıyoruz. Mayo ve bikini tasarımlarının yanına tamamlayıcı aksesuarları koleksiyonuna dâhil ederek plaj kıyafeti konseptini Türk kadını ile tanıştıran ilk firmayız. 2010 plaj kıyafetlerimiz gece kıyafetlerini aratmayacak türden. Cıvıl cıvıl, rengârenk, dökümlü elbiseler, şifon ve saten üstler, şortlu takımlar bir yana, kullanılan aksesuarlarla zenginleşen, gece tamamen body olarak da giyilebilen mayolar modayı takip eden kadınlar için ideal.
Gelecek dönem projeksiyonunuz, nasıl bir mağazalaşma programı öngörüyor? Yeni yatırımların yönü, nereyi işaret ediyor?
Daima ileri gitmek…
Dünyada mayo ve bikini sektörü ile ilgili kısa bir değerlendirme yapar mısınız? Sektörün şu anki durumu nedir ve nasıl bir geleceğe doğru ilerliyor?
Dünya öncelikle kullanılan malzemede insana saygıyı ön planda tutan ve bunu estetik ve konforla bütünleştiren yaklaşımla, yapılan üretimi ticaret ve kâr olmanın ötesinde görmeyen bir bakışın koleksiyonlara getirdiği inanılmaz ayrılığı her geçen gün daha da derinden hissediyor. En iyiyi sunma misyonu olan koleksiyonlar anlamında Türkiye’de bilinçli tüketicinin de yönlendirmesiyle gelişme kaydedilse de, tüm sunulan ürünler bazında bakıldığında gönlümüzdeki hedefler için kat edilmesi gereken önemli bir yol olduğunu görüyoruz. Kalite normları saklı kalmak kaydıyla tüm dünyada bikini kullanımının ciddi bir artış gösterdiği söylenebilir. Yakın gelecekte kullanıcı tercih ve beklentilerinde önemli bir değişiklik olmayacağını ve üreticilerin de bu hizmeti sunma gayretlerine devam edeceğini değerlendiriyorum.
Türkiye’de mayo ve bikini sektörünün durumu nedir? Ayyıldız’ın ve sektörün öne çıkan diğer
markalarının dünya mayo ve bikini pazarındaki mevcut durumu için neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’de mayo ve bikini sektörünü nasıl bir gelecek bekliyor?
Yerli ve yabancı yeni markaların sektöre renklilik kattığını düşünüyorum. Moda ve giyim kültürünün önem kazanması için katkıları mutlaka oluyor. Fakat bu firmaların Türkiye’deki ömürleri maalesef en fazla iki sene. Yarım asırlık bir firma olarak biz de artık bu saman alevi gibi yanıp sönen markaları takip etmekte zorlanır olduk. Global kültür, güncel moda dünyanın her noktasında var olan bir gerçek. Ancak lokal anatomik ve kültürel özelliklere uygun koleksiyonların hazırlanıyor olması dünyanın her yerinde lokal koleksiyonlara bir artı katıyor. Bu rekabet, ürün çeşitliliği kullanıcı lehine bir avantaj olduğu gibi bizlerin de zamanla ne kadar değerli koleksiyonları insanımızın beğenisine sunduğumuzun anlaşılmasını sağladığını düşünüyorum.
Ayyıldız markası hangi ülkelere satış gerçekleştiriyor? Firmanızda private label üretim yapılıyor mu? Yapılıyorsa hangi markalara üretim gerçekleştiriyorsunuz?
Ayyıldız olarak yurt dışı pazarlarında birinci öncelikli olarak gördüğümüz bölgelerde bugüne kadar birçok projeyi hayata geçirdik. Seneler önce komşu ülkelerle başlayan ihracat organizasyonumuz daha sonra batı Avrupa’ya kadar ulaştı. Rusya ve çevre ülkelerde kendi mağazacılık konseptimizle birlikte yürüttüğümüz çalışmalar kısa süre içerisinde yüksek başarılara ulaştı. İhracata her zaman için ürün satışı değil marka satışı olarak baktık. Bu felsefemizin temeli ise isminde Türk bayrağını simgeleyen bir marka olarak yarım asırdır yaptığımız bu işte dünyada en üst noktalara gelmekti. Private label üretim yapmıyoruz.
Mayo mu, bikini mi yoksa mayokini mi daha çok satan ürünler arasında. Mayokini gibi sektörde öne çıkan ya da çıkacak yeni tasarımlar var mı? Ayyıldız’ın bu alanda farklı tasarımları ya da inovatif ürünleri var mı?
Plajlarda daha çok vücuduna güvenen bayanın tercihi bikini oluyor. Mayokinilerde dizayn esnekliği yaratıldı, yani tek tip mayokiniler yerine geliştirilmiş mayokiniler en moda olanlar. Bikinilerin hiçbir zaman bitmeyecek cazibesi ve gücü devam edecek. Mayolarımız bu sene kalitenin her zamanki gibi yüksek tutulmasıyla her zaman olduğu gibi ilgi çekecek.
Bu yaz sezonunda mayo ve bikinide öne çıkan trendler neler? Kumaş, renk ve tasarımlarda sezonun modası neler olacak? Yükselen trendler ve önümüzdeki sezonda da yükselmeye devam edecek olan trendler neler?
Ayyıldız yeni koleksiyonu ile rengârenk. “Yıldızlar Geçidi” konsepti ile dört ana temadan oluşan Ayyıldız 2010 Yaz koleksiyonu’nda zümrüt yeşili, fuşya, oranj, limon sarısı ve kobalt mavisi renklere sahip ilginç desenler dikkat çekiyor. İri mat metal tokalar, parlak gümüş zincirler ve değerli metal motifli aksesuarlar da göze çarpan detaylar arasında 1970′lerin seramik görünümlü çiçekleriyle süslü retro bahçeler bikini ve plaj aksesuarları bu yılın gözdesi. Gelecek sezon sürprizlerle karşınızda olacağız. Her yeni günde Ayyıldız dostlarına teknik ve estetik olarak daha iyisini sunma heyecanımız markamızın dünya bilinirliğini artırma gayretimiz asla bitmeyecek.